HANGİSİ DAHA YÜCE
Geride bıraktığımız günlerde sağlıklı kalmanın en büyük bayram heyecanından daha önemli olduğu günler yaşıyoruz. İlk kez belki de "Nerede o eski bayramlar" cümlesi, güçlü bir anlam kazanıyor. Böyle bir ortamda bu günlere sağlıklı bir şekilde gelebilmenin heyecanıyla yazıyorum bu satırları... 

Gülüşü, dünyanın en güzel melodisi olan Sev ile bayram vesilesiyle bugün bir kez daha konuşma fırsatı buldum. Masum bir bayram mesajının ardından ikimiz yine bambaşka sularda kaybolduk. Yazılanlar belki büyük bir sevgi, belki de nefret barındırıyor. Bilemiyorum. Lakin emin olduğum bir şey var; bende fazlasıyla sevgi, çokça da özlem var. Nasıl olduğundan bağımsız, mesajıma cevap veriyor olması bile onun en azından sağlıklı bir şekilde bu günlere geldiğini görmek için büyük bir fırsattı. Bu yüzden mutluyum.
Bu heyecan ile gecenin sessizliğinde kendimle baş başa kalırken, Sev ile farklı bakış açılarına sahip olduğumuz "Seni Seviyorum" kelimesi üzerine birkaç kelam etmek istiyorum, yaşadıklarımızın da etkisiyle...
30 yıllık hayatımda çok fazla kişiyi tanıma fırsatım olmadı. Birçoğunun 20'li yaşların başında yaşadığı heyecanı, sonlarında yaşayan biri olarak ilişki noktasında tecrübesiz biriyim. Sev ile hiçbir zaman eşit olmadık ve ilişki tecrübesi de onlardan biriydi hatta en büyüğüydü.
"Seni Seviyorum" kelimesini, hayatımdaki hiçbir ilişkide duygularımı ifade etme aracı olarak kullanmadım. Bir de "Aşkım" kelimesi kulağıma pek hoş gelmez. Bu yüz den ilişkimiz ve evliliğimiz süresince bu ifadeleri pek kullanmadım. "Aşkım" kelimesini ilk kullandığımda telefondaydık ve kapatır kapatmaz Sev'in "Şu an ağlamak istiyorum" mesajı geldi. Pek kullanmadığım için şaşırmıştım ama onun hoşuna gittiği için ilk söylediğimde böyle bir tepki verdi. Onun mutlu olması elbette önemliydi. İlişkimiz süresince de kullanmaya çalıştım ama alışkın olmadığım için daha çok ve bende daha derin bir anlamı olan "Hayatım" sıfatını tercih ettim. Onun gülüşüne, bakışına, sarıldığında verdiği sıcaklığa daha çok yakışıyordu.
"Seni Seviyorum" da Sev'in hoşuna giden ifadelerden biriydi. Yadırgamadım ama bu hayatta Aşk'ın ve bu kelimenin anlamının güçlü olduğuna inanmayanlardanım. Zaman geçtikçe ve büyüdükçe, insanın karşı tarafa hislerini açıklaması zorlaşır. Yaşanan her bir ilişki, her bir acı ve deneyim, duyguların güvence altına alınması konusunda kişiyi zorlar. Bir yerden sonra "Seni Seviyorum" demek en zor şey haline gelir. Yaş ilerledikçe aşkın ateşi daha zor alevlenir, daha çabuk söner ama her zaman acıyı yanında getirir her sonda. "Seni Seviyorum" demek, özellikle belli bir yaşın üzerindeki insan için büyük bir risk almaktır. Önemli olan, karşı tarafın hislerini paylaşabilmek, mutlu olmaktır. Ruh eşi arayışında önemli bir durak olarak addedilir artık.
Aşk da böyle. Birine aşık olduğunuzda onunla daha çok vakit geçirmek istersiniz. Tanımak, hoşuna giden, gitmeyen şeyleri öğrenmek istersiniz. Ama tanıdıkça ve öğrendikçe de uzaklaşma ihtimaliniz artar. Çünkü gördüğünüz şeyler, aşkınızı alevlendiren odundur; alev ise aşkın ta kendisi. Dolayısıyla hoşunuza gitmeyen bir şey olduğunda odun atmayı bırakırsınız. Zamanla arttıkça, ilk gün büyük bir tutkuyla yanan o ateş, artık sönmek üzeredir.
Ama sevgi böyle mi? Bence değil. Aşk güzel bir duygudur ama sevgi yücedir. Aşık olmadığınız bir insanı tanıdıkça seversin. Sevdiğiniz özellikler arttıkça, daha çok seversiniz. Ömürlük sevmeye kadar gider bu ve hiçbir zaman alışkanlığa dönüşmez.
Bu duygu ve düşüncelerimi zamanında Sev'e de söylemiştim. Önceki yazılarımda belirttiğim gibi, ilk tanıştığımız zaman "Bana aşık olma sakın" diye mesaj attığımda "Ona sen karar veremezsin" diyerek bana kızdığını dün gibi hatırlarım. Amacım onu kırmak değil, mutlu olmasını istemek olduğu için o gün böyle bir ifadeye başvurdum.
Tabii ilişkimizde ve özellikle de evliliğimizde Seni Seviyorum kelimesi, zamanla bana acı vermeye başlamıştı. Sev bunu duyduğunda mutlu oluyordu ama söylediğim zamanlar pek hoşuna gitmezdi. Çok net hatırlıyorum, karşılıksız bir şekilde "Seni Seviyorum" dediğim birkaç anda bana "Hadi oradan canım, onun zamanı geçti", "Hadi hadi laf olsun diye söylüyorsun" şeklinde yanıtlar verdi. Bu yanıtlar, bende yara açmıştı. Zamanını tartışmıyorum lakin böyle yanıtlar almak da ne bilim, hoş olmuyor. Karşılığında da bu sözlerin büyüsü gidiyor, anlamını yitiriyor. Bende de öyle oldu, bu yanıtlar iyice anlamsızlaştırdı bu kelimeleri. Zaten pek kullanmayı tercih etmediğim duygu ifade biçimi olan kelimeler, artık boğazımda düğümlenmişti.
"Seni Seviyorum" demek için illa söze gerek olmadığına inanlardanım. Hayatınızdaki insana yaptığınız sürprizler, onun gülmesi için yaptığınız şebeklikler, onu düşünerek attığınız adımlar (yemek yapma, ev veya çocukla ilgilenme, vs.) ve daha bir sürü şey de "Seni Seviyorum" anlamı taşıyabilir. Bunu görebilmek için kalp gözünüzün açık olması yeterli.
Ben, Sev'e olan sevgimi sözlü olarak ifade etmeyi beceremedim. Ona olan sevgime ve onun bana olan sevgisine güvenerek, hayatımda aldığım en büyük kararları aldım. Bunu yadırgamayın lütfen ama hiç evlenmemiş ile daha önce evlilik yapmış biri arasında duygu, düşünce ve tecrübe anlamında ciddi farklar vardır. Sev'in bu konuda bende önde olduğu gün gibi aşikardı. Ama ben ilk kez böyle bir adım atıyordum ve bana bunu yaptırabilecek tek güç; sevgiydi.
Sevdim; evlenme kararı aldık.
Sevdim; evlendik.
Sevdim; kariyerimi, hayallerimi, arkadaşlarımı terk ettim.
Sevdim; ailemi, sevdiklerimi, ülkemi terk ettim.
Sevdim; Sev'e karım, kızına da kızım dedim.
Sevdim; hareketli ve özgür bir hayat yaşarken, bir anda 'ev hanımı' rolünde biri oldum.
Sevdim; masa başı işi reddederken, dört duvar arasında bir hayata adım attım.
Sevdim; sevdiğim kadın ve kızımla, dilini dahi bilmediğim bir ülkede yepyeni hayaller kurdum.
Sevdim; oturma izni başvurumun tahminimizde daha uzun bir süreyi bulmasına (hala yanıtlanmadı) rağmen tüm vizeleri zorlayarak karımın yanında olmaya gayret ettim.
Sevdim; para-pul-kariyer umurumda olmadı, birlikte yeniden yaparız, dedim.
31 yıl boyunca doğup, büyüdüğüm evin kapısından hep 'hiç bilmeden' çıktım ve döndüm. Ancak bu kez, bir daha dönmeyeceğimi bilerek çıktım.
Ve tüm bu adımları atmama neden olan tek şey de Sevgi'ydi...
"Seni Seviyorum" demek yerine, aynı anlama gelen birçok adım atmak, benim sevgimi ifade etme biçimim oldu.
Ve hayatımın ilk ve tek evliliğinde de çalışma yöntemim başarısız oldu, sınıfta kaldım.
Sadece iki kelimelik öğüt verecek olsam "Doğruları söyleyin" derdim. İki kelime daha hakkım olsa "Her zaman"ı da eklerdim. (Randy Pausch)

Yorumlar
Yorum Gönder